Böbrek Yetmezliği Nedir? Nasıl Seyreder?

Akut yada kronik şekilde karşımıza çıkabilir. Böbrek yetmezliği sonrasında idrarın atılamaması ve kanda birikmesi görülür ve bunun sonucunda üremi dediğimiz bozukluklarla karşılabiliriz.
Üremiye kelime anlamı olarak baktığımızda kanda idrar bulunması anlamına gelmektedir. Yani üre dediğimiz idrarın kanda bulunması üremi olarak tanımlanmaktadır ki aslında böbrek yetmezliği sonrasında metabolitlerin böbrekten atılamamasına ilişkin bir tablodur.

Akut böbrek yetmezliği reverzibl bir durumdur. Akut böbrek yetmezliğinde anuri, oligori yada azotemi tablosu karşımıza çıkar. Sebeplerine baktığımızda akut böbrek yetmezliğinin; nelermiş? Öncelikle şok tablosu yada akut tubulus nekrozuna ilişkin olarak akut glomerulo nefritlerde, çift taraflı akut pyelonefritlerde yada akut idrar durgunluğu gibi tabloların hepsinde akut böbrek yetmezliğine rastlayabiliriz.
Kronik böbrek yetersizliğine baktığımızda ise irreversibldir. Yani neden ortadan kalksa bile böbrek için yapacak fazla bişiy yoktur. Ciddi bir sorunla karşı karşıyayız anlamına gelmektedir. Sebepleri nelermiş? Nefroskleroz bir tanesidir. Nefroskleroz dediğimiz olay böbreğin parankiminin büyük bir kısmının kaybı, fonksiyonel ünitelerin büyük bir kısmının kaybıyla karşı karşıya kaldığımız böbreğin son hali yani artık bundan sonra böbrekten böbrekten hayır gelmez anlamına gelen bir tanımdır nefroskleroz. Bir diğeri korteks hipoplazisi. Yani fonksiyonel ünitelerin olduğu korteksde neler var? Tubuluslar var, glomeruslar var. İşte bunların genel olarak kaybıyla şekillenmemesiye ilgili bir durumdur korteks hipoplazisi. Bir diğeri kistik böbrektir. Birazdan bahsedeceğiz. Kistik böbrek bazı formlarda karşımıza çıkabilir. Bazen bir yada birkaç kist şeklinde olabileceği gibi bazen böbreğin büyük bir kısmını kapsayan böbreğin parankiminin kaybına neden olan çok sayıda kistle de karşımıza çıkar. O zaman böbreğin geri dönüşsüz bir fonksiyon kaybına neden olur. Bu zamanda kronik bir böbrek yetmezliğiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Böbrek yetersizliğini 4 evrede görebiliriz. Bunlardan bir tanesi başlangıç evresi. Bu evrede glomerular filtrasyonun %5o’si kadarı kaybı vardır. Yani normalde 5 litre idrar yapmımı söz konusu ise bu durumda idrar yapımı 2,5 litreye düşeceği anlamına gelmektedir. Hayvanlarda belirgin bir klinik tablo yoktur. 2. aşama ise böbrek yetersizliği devresidir. Bu devrede glomeruler filtrasyon %50’den %25-%50 arasına düşmekte detaylarda azotemi ve poliüri gibi klinik tablolarla karşılabiliriz. İleri böbrek yetersizliğinde ise filtrasyon bakın daha da azalıyor. %20-25’ler arasına iniyor ve üremi tablosu belirgin bir şekilde karşımıza çıkıyor. Bunun yanında diğer sistemlerle de sorunlarla karşılaşıyoruz. Hangi sistemlerle? Sindirim sistemiyle, kardiyovasküler sistemiyle, solunum ve sinir sistemiyle problemler karşımıza çıkıyor. Ve son devresinde iste artık glomeruler filtrasyon %100’lerden %5’lerin altına inmiştir. Neredeyse tamamen durmuş durumdadır. Hayvan hayatının son evresinde ve buna bağlı intoksikasyon belirtileri vardır. Özellikle asit-baz dengesi, sıvı elektrolit dengesinde bozukluklar hayvanda ciddi problemlere neden olmaktadır.
Üremik toksemilerde özellikle amonyak parankim hücrelerinin zedelenmesine ve kapillar permeabilite artışına neden olmaktadır. Yine doku ve mukozalarda hasara neden olmaktadır. Özellikle saprofit bakteriler üreyi üreaz enzimi sayesinde amonyağa dönüştürmekte ve amonayak bildiğiniz gibi mukozalar için tahriş edicidir. Amonyak mukozayı eriterek yangıya neden olabilmektedir. Özellikle etçillerde mide mukozasında, otçullarda ise kolonlarda yangıya neden olabilmektedir. Etçillerde mide mukozasındaki yangıya bağlı ne yapıyor? Üremik gastrit tablosu yapıyor. Otçullarda ise enterokolitise neden oluyor. Kedi köpeklerde klinik bulgular var özellikle örneğin; dil mukozasına baktığımız zaman bakın oklar üzerinde gösteriliyor, ülseratif lezyonlara neden olabilir. Eroziv ülseratif bir stomatit tablosuyla karşılabilirsiniz. Bir diğer tablo paratiroid hiperplazisidir. Bunun yanında renal osteopati, anemi, pnomoni,üremiye bağlı endokarditis, arteritis ve kanamalar olabilir. Özellikle interkostal kaslara baktığımızda burada yine önce dejeneratif değişiklikler arkasından ise kireçlenme tablosuyla karşılabilirsiniz.
Veteriner Akademi

Vet. Hek. M. Zeki

Öğrenme serüvenimiz asla bitmeyecek, öğrenmek için öğrenci olmaya devam... Veteriner Hekim

Bir Cevap Yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: