Barındırma Koşulları

Sığır ahırları aynen bir gaz bombası gibidir. Ahır havasında mevcut gazlar başlıca dört kaynaktan gelir;

a) İşkembe Gazları

b) Dışkı Kaynaklı Gazlar

c) İdrar Kaynaklı Gazlar

d) Pis Solunum Havası

İşkembeden Çıkan Fermantasyon Gazları :
Sığırların yedikleri yemler işkembedeki bakteriler tarafından fermente (mayalama) edilerek parçalanır. Bu parçalanma sırasında aynen üzüm suyunun sirkeye dönüşmesi sırasında olduğu gibi gaz kabarcıkları açığa çıkar. Oluşan bu gazların büyük kısmı Metan ve Karbondioksittir. Metan çok zehirli ve yanıcı bir gazdır. Sığırın ağzından işkembesine bir sonda indirerek işkembedeki gazın çıkması sağlanırken önüne çakmak tutulsa çıkan gazın çok güçlü şekilde yandığı görülebilir. Bir sığır günde ortalama 25-30 metreküp fermantasyon gazı üretir. İşkembede oluşan bu gazlar geğirme yoluyla dışarı atılırlar. Sığırın midesine bir hortum sokulup mutfak ocağına bağlanabilse bütün evin yemeğini masrafsızca pişirmek mümkün olabilirdi.

Dışkıdan Kaynaklanan Fermantasyon Gazları :
Sığırlar bir günde ortalama 25-30 kg. dışkı çıkarırlar. Dışkı içerisinde bulunan bakteriler fermantasyona sebep olarak Metan ve Hidrojen Sülfür gazları açığa çıkarırlar. Bazı ülkelerde sığır dışkısı özel odalarda fermente edilerek biyogaz ve çok değerli fermente gübre elde edilmektedir. Ülkemizde hala sığır dışkısı açıkta kurutularak tezek halinde yakacak olarak kullanılmakta veya fazla değerli olmayan bir gübre halinde değerlendirilmektedir.

İdrardan Kaynaklanan Fermantasyon Gazları :
Sığırlar günde ortalama 15 litre idrar yaparlar. İdrar bakterilerin üremesi için mükemmel bir ortamdır. İdrar içinde bulunan bol miktardaki Üre bakteriler için çok iyi bir besi ortamıdır. Bakteriler üreyi parçalayarak Amonyak gazı açığa çıkarırlar. Amonyak gazı tuvaletlerde hissettiğimiz keskin kokunun nedenidir ve çok güçlü bir solunum zehiridir. Ahır ortamında oluşan solunum hastalıklarının nedeni soğuk hava değil kesinlikle solunum yollarını tahrip eden amonyak gazıdır. Tahrip olan solunum yolları hastalık yapan bakterilerin yerleşmesi için iyi bir ortam olur.

Pis Solunum Havası :
Canlılar soluk alıp verirken oksijeni kullanarak karbondioksit üretirler.

Ahır Gazlarının Zararları 

         Bir sığır günde ortalama 20-25 metreküp ahır gazı üretilmesine neden olur. 100 metrekarelik on sığırın bulunduğu bir alanda oluşan ahır gazı bütün ahırı dolduracak bir miktardır. İyi havalandırılmayan ahırlarda sığırlar bu zehirli gazları solumak zorunda kalırlar. Tavanın tamamen beton veya taş olması, tavana veya kiremit altına plastik veya ziftli bez çekilmesi, üşütme korkusuyla baca ve pencerelerin sımsıkı örtülmesi veya naylon çekilmesi gaz çıkışını engellemektedir. Ahır tavan yüksekliğinin düşük tutulması da hava akımının yeterli olmadığı için bacaların yetersiz görev yapmasına neden olur.

Ahırda havalandırma sağlanmazsa ;

Ahır gazlarının dışarı çıkışı engellenir ve hayvanlar bu zehirli gazları solumak zorunda kalır. Hayvanlar temiz havadan ve oksijenden mahrum kalırlar
İşkembe, dışkı ve idrar fermantasyonu sonucu oluşan ısı ve solunum havası ısısı ahırın aşırı ısınmasını sağlar. Sığırlar sıcak ortamı seven hayvanlar değildir

Ahırda oksijen seviyesi düşer, karbondioksit ve ahır gazları seviyesi artar
Ahırların içi yaşanmaz hale gelir. Böyle bir ortamdan hiçbir verim beklenemez
Başta solunum problemleri olmak üzere çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Hayvanların hastalıklara karşı direnci azalır, çabuk hastalanırlar
İştahları azalır, yem yemeye ayırdıkları süre azalır. Yemden yararlanma düşer
Hayvan stres altında kalır
Döl verimi düşer
Sağılan süte ahır kokusu siner
Meme ve ayak hastalıkları artar
Ahır havası insanları da rahatsız eder. Ahırda isteksiz çalışırlar ve çabuk yorulurlar. Ahır gazları gözlerini ve boğazlarını yakar
Aşırı sıcaklık ve rutubet sebebiyle tavanda damlama görülür. Adeta ahırın içinde yağmur yağar
Hayvanlar kolay hastalandıkları için veteriner ve ilaç masrafları artacaktır

RUTUBET (NEM)

         Bir inek günde 5 litre suyu solunum havasıyla ahır ortamına bırakır. Ortam sıcaklığı ne kadar artarsa solunum havasından çıkan su miktarı o oranda artar. Ayrıca dışkı ve idrar rutubetin oluşumuna yardım eder. İyi havalandırma sağlanamıyorsa oluşan rutubet ahır içinde kalır. Damlama rutubetin en iyi göstergesidir. Ahır içinde rutubet oranı %50-%70 arasında olmalıdır. (İnsan için uygun oran) Eğer kapalı ahırda yetiştiricilik yapıyorsanız lütfen barınağınıza bir termometre ve higrometre (nem ölçer) alınız. Rutubet oranı daha düşük (kuru hava) veya daha yüksek (aşırı nem) olursa hayvan strese girer, iştahta ve yem yemede azalma, yemden yararlanma ve verimde düşme, hastalıklara direncin azalması şekillenir. Yüksek rutubetli ahırlarda zemin kolayca kurumaz, ahır gazlarının oluşumu artar. Mikroplar sıcak ve rutubetli havasız, karanlık ortamları çok sevdikleri için ayak hastalıkları ve meme yangıları artış gösterir.

SICAKLIK

       Sığırlar iklime uyma yeteneği çok yüksek hayvanlardır. Hava sıcaklığının çok düşük olduğu mevsimlerde dahi hiçbir sorun yaşamadan hayatlarını ve verimlerini devam ettirebilirler. Aksine sıcak ortamlar sığırlar için sorun oluşturur. Sığırlar için uygun sıcaklık aralığı +5 ile +21 dereceleri arasıdır. En uygun sıcaklık ise +10 ile +15 derecedir. Yani ahır ortamı insanı bir nebze üşütecek bir sıcaklıkta olmalıdır. Bu sıcaklık ortamında sığırlardan en yüksek verim elde edilir. Maalesef çoğu ahırımız +35 derecenin çok üzerindedir, hatta çok soğuk havalarda soba dahi yakılmaktadır. Hayvanlar aşırı sıcak, rutubetli ve havasız bir ortamda yaşamaya mahkum edilmektedir. Unutmamalıyız ki; sığırlar sıcak ortamı sevmeyen hayvanlardır. Onların da temiz hava ve oksijene ihtiyacı vardır. Ahır ortamında oluşan fermantasyon gazları ve sığırların metabolik aktiviteleri havanın eksi derecelerde olduğu mevsimlerde dahi ahır içi sıcaklığını çok kolay şekilde uygun seviyeye getirir. Sığırlar adeta bir soba gibi etrafına ısı enerjisi yayarlar. On baş sığır bulunan bir ahırda on tane soba yanıyor demektir, bu sebeple kesinlikle üşütme korkusuyla yanlış uygulamalar yapılmamalıdır. Özellikle süt ineklerinin sıcağa tahammülleri çok düşüktür. Anında süt verimlerini düşürerek tepkilerini ortaya koyarlar. +21 derecenin üzerindeki ahır sıcaklıklarında sağlık ve verim açısından riskler ortaya çıkar. +24 dereceye kadar sığırlar nispeten uyum sağlarlar. +32 derece sığırlar için risk sınırıdır. Havasızlık ve rutubette ortama katılırsa mikropların daha hızlı faaliyete geçmesi için güzel bir mekan sağlanmış olur. Her tarafı kapalı bir ahırda tutulan hayvanlar aniden dışarı çıkarılırsa veya kapılar ve pencereler açılır kapatılırsa etkili bir rüzgara maruz kalacaktır.

         Sığırlar yem tüketimini ve solunumlarını ayarlayarak çevredeki ısı değişikliklerine kolayca uyum sağlayabilirler. -20 derece soğuğa kadar sığırlar hiçbir verim düşmesi göstermeden hayatlarını rahatça devam ettirebilirler. -20 derecenin altında sadece ısı üretimi için yeme enerji veren yemlerin takviye edilmesi hayvanların yaşaması için yeterlidir. Bir daha hatırlatmak gerekirse sığırlar asla üşümezler. Sadece kuzey rüzgarlarının kesilmesiyle sığırlar açık mekanda dahi çok rahat yetiştirilebilir. Sıcak ve bunaltıcı ahırlarda akciğer hastalıkları çok sık görülür. Bu hastalığın oluşumuna ahır içinde kapının açılmasıyla oluşan ani hava değişimi ve bir solunum zehiri olan amonyak gazı etkili olur.

Soğuk ortamda ;

Yem tüketimi ve yeme ayrılan süre artar

Kaba yem tüketimi artar
Troid aktivitesi artar. (Troid bezi salgıladığı hormonlarla metabolizmayı düzenler. Troid aktivitesinin düşmesi yağlanmaya neden olur)
Süt verimi ve sütte yağ oranı artar
Besi performansı artar

Sıcak ortamda ;

Solunum hızlanır ve derinleşir
Vücudun ısı düzenleme mekanizması bozulur, hayvan ısı stresine girer
Sindirim hareketleri azalır, geviş getirme durur
Tükürük salgısı azalır
İştah ve yeme ayrılan süre azalır
Yemden yararlanma oranı düşer
Verim azalır, hastalıklara direnç düşer
Süt verimi ve süt yağı önemli oranda azalır
Besi performansı düşer
Troid aktivitesi düşer, yağlanma artar

Sığırların normal yaşam için uygun ısı dereceleri :

Yeni Doğan Buzağı +10/+25

Bir Aylık Buzağı 0/+22

Dana ve Düve -5/+20

Besi Sığırı -10/+20

Süt İneği 0/+20

“Soğuktan değil sıcaktan korkulur

HAVALANDIRILMA

         Öncelikle sığır yetiştiricisinin kafasındaki “üşütme korkusu nu silmesi gerekmektedir. Unutmayalım ki; her canlı gibi sığırın da temiz havaya ihtiyacı vardır. Sığırı yaşaması için uygun olmayan ısı koşullarına, pislik ve rutubete, pis gazları solumaya mahkum etmek ona “zulüm yapmaktır. Sığırın da bir canlı olduğunu ve ihtiyaçları olabileceğini unutmamalıdır. Bunu unutursak o da bizi unutur ve veriminden mahrum eder. Ahırdaki pis gazların dışarı atılması, uygun ısı derecesi ve temiz hava sağlanması, rutubetin önlenmesi ancak “havalandırma ile sağlanabilir. Bir canlının yaşaması için gerekli olan en önemli madde oksijendir. Bir canlının kapalı bir ortamda aynı havayı tekrar tekrar soluyup sağlıklı kalması imkansızdır. Ahır içinde kirlenen havanın ve zehirli gazların dışarı çıkması ve içeriye devamlı temiz hava yani oksijen girmesi gereklidir. Sığırlar doğal olarak açık havada yaşamak için yaratılmış canlılardır. Onları ahır denilen kapalı mekanlara sokan bizleriz. Bu nedenle sığırlara dışarıdaki ortamı sağlamak zorundayız.

İyi Bir Havalandırmanın Şartları ;

Ahırın tabanı toprak seviyesinden yukarıda olmalıdır
– Zemin beton olmalı ve pis suların akması için yeterli eğim ve kanal gereklidir (Hayvanların sidik kanalına düşüp sakatlanmaları önlenmelidir )
Duvarların inşasında izole malzeme (tuğla, ahşap vb.) kullanmalıdır
– Kapılar mümkün olduğunca geniş ve yüksek olmalı hatta parçalı olmalıdır.
İcabında alt kapı kanadı kapalı üst kapı kanadı açık kalabilmelidir
Zeminden 1,70 metre yukarıda, sığırların sırt seviyesinden üste pencere koymalıdır. Pencereler alttan menteşeli olmalıdır
Ahır tavanı veya çatısı betondan inşa edilmemelidir. Beton tavan ahırın kendiliğinden havalanmasını önler
– Tavana 6-7 metre aralıkla baca yerleştirmelidir. Bacanın iç çapı 20 cm.den az olmamalıdır. Bacanın çatıdan itibaren yüksekliği 60 cm. olmalıdır. Baca alt ucunun

15-20 cm. tavandan içeri girmesi yararlıdır

HAREKET SERBESTLİĞİ

          Hayvanın ihtiyacı olan maddelere rahatlıkla ulaşabilmesi ve kendini koruyabilmesi için belirli bir alan içinde serbestçe hareket edebilmelidir. Kullanılan ahır tipine göre hareket serbestliği belirli ölçülerde kısıtlanmıştır. Başlıca üç sistem vardır;

1. Açık ve Yarı Açık Bağsız Sistem
2. Kapalı Bağsız Sistem
3. Kapalı Bağlı Sistem

Kapalı-Bağlı Sistem Ahırların Dezavantajları ;

Hayvanlar ahırdan dışarı çıktıklarında dış hava şartlarına uyum sağlamakta güçlük çekerler
– Havalandırma güçtür
Kapı, pencere ve bacalar kapalı tutulduğu takdirde ahır gazları, rutubet ve yüksek ısı problemleri ortaya çıkar
– Daha fazla işçilik gerektirir
Akciğer hastalıkları sık görülür
– Hareketsizlik nedeniyle tırnaklar düzgün aşınmaz, uzar ve bozulur. Tüm ağırlık ökçeye biner. Zamanla taban ezilmesi ve diğer tırnak hastalıkları şekillenir. Eklem, tendo ve kemik hastalıkları sık görülür
Hayvanlar güneş ışığından yararlanamadıkları için kemik bozuklukları gelişir (D vitamini eksikliği)
– Hareketsizlik ve bağlı kalma sebebiyle stres şekillenir. İştah, yem yeme, yemden yararlanma, verim özelliklerinde düşüş olur. Kızgınlığın gecikmesi, sakin kızgınlık, kızgınlığın gözlenememesi, döl veriminde düşme gibi problemler görülür
Ahır kokusu sağımda süte geçer
– Hastalıkların bulaşması daha hızlı olur.
Hayvanlarda hastalıklara karşı direnç daha düşüktür

Açık Sistemin Avantajları ;

– İnşaat ve işçilik maliyeti çok düşüktür
Belli bir alana daha fazla hayvan konulur
– Hayvan stres altında kalmaz
Hastalıklara karşı direnci yüksektir
– Özellikle akciğer hastalıkları görülmez
Ayak hastalıkları görülmez
– İdrar tutukluğu gibi bozukluklar yaşanmaz
Besi performansı yüksektir
– Daha iştahlıdırlar ve yemden yararlanma artar
Yem tüketimi artar
– Deri ve kıl örtüsü daha parlak gözükür
Eti kaliteli ve lezzetli olur, iç yağ daha az oluşur
– Karkas kalitesi yükselir
Hayvanların ve etin pazar değeri artar
– Her mevsimde uygulanabilir
İri cüsseli kültür ırkı inekler için daha uygundur
– Hayvanlar yaş, cüsse ve cinsiyetlerine göre padoglara ayrılabilir
Hayvanların kontrolü, bakım ve yemlenmesi daha kolaydır
Kızgınlık daha iyi belirlenir
Yağmur suları, idrar ve su birikimini önlemek için drenaj yapılmalıdır
– Yılda bir veya iki kez temizlenir
Tımar gerekli değildir. Sığırın kendini kaşıması için çeşitli malzemeler konulabilir
Kapalı besiye göre çok daha kazançlıdır

Vet. Hek. M. Zeki

Öğrenme serüvenimiz asla bitmeyecek, öğrenmek için öğrenci olmaya devam...

Bir Cevap Yazın

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: